TBMM B :3 20 . 2 . 1980 Sıkıyönetim komutanları sıkıyönetimi uygulanan bölgelerde görünüş olarak varlıklarını mümkün oldu­ ğu kadar az hissettirip etkim netice almaya çalışmak­ tadırlar. Bu da Türk Silahlı Kuvvetlerinin terör ve terö­ ristler karşısında mümkün olduğu kadar az yıpran­ masını sağlamaktadır, Sıkıyönetim 14 aylık zaman içerisinde toplumun ekonomik ve sosyal bekleyişlerine cevap verecek ka­ nun ve uygulamaları hazırianiması için anayasal or­ ganlara zaman kazandırmıştır; fakat maalesef bu za­ man içerisinde sıkıyönetimsiz bir devreye geçiş için bir hazırlık içerisinde olunmadı. Her şeyi sıkıyönetimden 'bekler haldeyiz. Uzatma kararını vermekle ve hükü­ metler de bu kararı almakla işlerinin bittiğini sanı­ yorlar. Bu aşamada olayların başlayış nedenlerini zama­ nını tartışmak geçersizidir. Bugün Devletimize yönel­ miş alçak bir anarşik terör eylemleri vardır. Bunda hep'itmiz biriz. Beralber olunmayan, halkımızın huzu­ ra kavuşturutm asının nasıl sağlanacağıdır. İşi sıkıyönetime havale ile iş bitmiyor. Sıkıyöneti­ me verilecek yetkilerin artırılması, cezaların fazlalaş­ tırılması neticeyi almamıza kâfi gelmiyor. «Askerlere işi havale ettik, onlar herşeyi halletsinler» demek gibi bir şey oluyor bizimi bu yaptığılmız. Sağı ve soruyla, örgütlü silahlı eylemcilerin acımasızca Türk halkına reva gördükleri bu huzursuzluk ortamı artık son bul­ malıdır. Sıkıyönetim, başta Türkiye Büyük Millet Meclisi olmak üzere toplumun ekonomik ve sosyal yönden düzenienimesinde sorumluluk taşıyan kuruluşlara za­ man kazandırıcı olmalıdır. Sıkıyönetimin sağladığı olaysız ve sakin günlerde, gelecekteki benzer günle­ rin önlenişi kararları şimdiden alınmalı, gerekli ku­ rumlar kurulmalıdır. Toplum bütün kuruluşlarıyla bu bir avuç maceracıya karşı çıkmalıdır. Sayın arkadaşlar, bunları söylerken hadiselerin takipçisi ve baş sorumlusu Hükümetin tutumunu da gözden uzak tutmamak lazımdır ve Hükümetin tutu­ munu ciddi olarak gözden geçirmesi gerektiğini söy­ lemek isteriz. Geçen 2 aya şöyle haiktığımuzda Hükü­ met için hiç de olumlu bir kanaate varmamız müm­ kün olmuyor. Ağır bir baskı ve işkence döneirhi başla­ mıştır. Halkın zîamlar ve zulüm karşısında sesini çıkar­ masını önlemek için işkencelere başlanmıştır, Ülke­ nin batısından doğusuna kadar her yerde işkence Hü­ kümetin teşviki ve bilgisiyle yapılmaktadır. SS özenti­ si, Gestapo özentisi eşkiya masum halk toplulukları­ na kınım uygulamakta, Gestapo liderlerinin işgal al­ O : 1 tındaki ülke halkına bile uygulamadığı işkence, ger­ çek ya da sahte devlet güçlerince Türkiye'de halka uygulanmaktadır. Türk Milleti, Adalet Partisi ve Milliyetçi Hare­ ket Partisi tarafından etnik ayrımcılık kışkırtmalarıyla bölünmek istenmektedir. Adalet Partisi, şeriatçısından faşistine kadar sağda­ ki bütün aşırı uçları himaye etmekte, kendinde top­ lamaya çalışmaktadır. Yasa dışı yollarla işçilerin iş akitleri fesh ediliyor, bu işçiler tedhişçilerin kuca­ ğına itiliyor. TARÎŞte eğer varsa tüm militanların ayaklanmasını biz de istiyoruz; ama Hükümetin 'ama­ cı o değildir; TARİŞ'i sağcı militanlara terk etmek, TARİŞ'in ekonomik gücünü çıkar çevrelerin© teslim etmektir. Sayın arkadaşlar, Hükümetten bir isteğimiz var, TARİŞ olaylarıyla ilgili olarak duvarlara bir slogan yazılmış. Ya 'bu slogan kışkırtma aracı olarak kullamlmamalıdır, ya da gerçek suçlular yakalanıp adalete teslim edilmelidir. Kars Kalesine kızıl bay­ rak çekildiği yalanı gibi, 'bir sağ provakasyon karşı­ sında bulunduğu kanısı kamuoyunda yaygınlaşacaktın Çünkü, faşizm özelikle bu tür aldatmacalarla, kışkırtmacalarla iktidara gelmeye çalışır. (AP sıralarından gürültüler.) GÜNGÖR HUN (Sakarya Milletvekili) — İkti­ dar ne yapsın be... HİKMET SAVAŞ (Devamla) — Sevgili arka­ daşlarım, «Türkiye'de devletin olduğunu herkes hisse­ decektir» derken, geçen hafta ilerisinde İstanbul'u görenler, Istaribul sokaklarında Hükümeti aradılar. Kapalı kepenkler Hükümetin aczinin ilan tahtası gi­ biydi. Hü'Mümetin 100 gün içindeki tutuamu Hatay'dan İstanbul'a, Kars'tan İzmir'e kadar işte böyle sanki terör eylemcilerine yardımcı olur durumundaydı. Hal­ buki, Hükümet bu geçen günler içerisinde terör ve bölücülük yangınlarını söndüreceğini, adi bir rezalet görüntüsü alan anarşiyi kısmen kontrol altına alacağı­ nı, milletin gazabı, Devletin boyutlarına varmadan kurtarılmış bölgeler faciasını halledeceğini iddia edi­ yordu. (AP sıralarından «Hiç üzülme» sesleri) Bugün İçişleri Bakanı kurtarılmış bölge kalmadı derken, gazetelerde şu başlıkları görüyoruz : «31 ilde devrimci ya da ülkücülerin etkin olup karşıtlarının giremediği yerler var.» «Devrimci ve ülküdüı grupların etkin oldukları yerlere güvenlik kuvvetleri olay çıktığında güçlükle girebiliyor.» — 113 —