1. T.C. 2. YARGITAY 3. 6. HUKUK DAİRESİ 4. E. 2016/1481 5. K. 2016/4442 6. T. 7.6.2016 7. • HAKSIZ FİİLDEN KAYNAKLI TAZMİNAT ( Bilirkişi Raporunda Davalı Tarafından Çıkartılan Kömür Miktarı ve Kömürün Davacının İşletme Ruhsatı Aldığı Tarihteki Piyasa Satış Fiyatı Esas Alınarak Hesaplama Yapıldığı - Kömürün Çıkarılması İçin Yapılması Gereken Giderler Belirlenip Kömürün Satışından Elde Edilen ve Zararı Oluşturan Bedelden Düşülmediği Denkleştirme Yapılmadığı ) 8. • GERÇEK ZARAR HESABI ( Kömürün Çıkarılması İçin Yapılması Gereken Giderler Belirlenip Kömürün Satışından Elde Edilen ve Zararı Oluşturan Bedelden Düşülmediği Denkleştirme Yapılmadığı - Haksız Fiil Tarihi İtibariyle Zararın Hesaplanarak Gerçek Zarar İlkesine Uygun Şekilde Tazminat Miktarının Belirleneceği ) 9. • DENKLEŞTİRME YAPILMASI GEREĞİ ( Kömürün Çıkarılması İçin Yapılması Gereken Giderler Belirlenip Kömürün Satışından Elde Edilen ve Zararı Oluşturan Bedelden Düşülmesi Gerektiği - Haksız Fiilden Kaynaklı Tazminat ) 10. • FAİZ TÜRÜ ( Davaya Konu Asıl Alacağın Kaynağı Haksız Eyleme Dayalı Maddi Tazminat İstemine Dair Olup Tarafların Ticari Bir İlişki İçinde Bulunmadığı/Yasal Faiz Yürütüleceği - Ticari Faize Hükmedilmesinin Bozma Nedeni Olduğu ) 11. 818/m.41 ÖZET : Dava; haksız fiilden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Davacı taraf, kendisinin ruhsat sahibi olduğu alanda davalı tarafından haksız olarak çıkartılan kömür sebebiyle zarara uğradığını öne sürmüştür. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davalı tarafından çıkartılan kömür miktarı ve kömürün davacının işletme ruhsatı aldığı tarihteki piyasa satış fiyatı esas alınarak hesaplama yapılmış, kömürün çıkarılması için yapılması gereken giderler belirlenip, kömürün satışından elde edilen ve zararı oluşturan bedelden düşülmemiş, denkleştirme yapılmamıştır. Denetime elverişle olmayacak şekilde, soyut olarak belirlenen zaiyat ve masraflar satış fiyatından mahsup edilmiştir. Bu yönüyle bilirkişi raporu hüküm vermeye elverişli değildir. Bu sebeple Mahkemece, haksız fiil tarihi itibariyle zararın hesaplanması, gerçek zarar ilkesine uygun şekilde tazminat miktarının belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Davaya konu asıl alacağın kaynağı haksız eyleme dayalı maddi tazminat istemine dair olup taraflar ticari bir ilişki içinde bulunmamaktadır. Haksız eyleme dayanan davalarda yürütülecek faiz yasal faizdir. Mahkemece, bu husus göz ardı edilerek ticari faize hükmedilmesi de bozma nedenidir. DAVA : Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarda tarih ve numarası yazılı tazminat davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davacı ve davalı tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara gönderilen davetiyelerin tebliğ edilmesi üzerine belli günde temyiz eden davalı vekili geldi. Davacı taraftan gelen olmadı. Hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü: KARAR : Dava, davacının rödövans sözleşmesi ile devraldığı maden sahasına, davalının haksız elatması sonucu elde ettiği kömür bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde, davaya konu maden sahasının 19/10/2007 tarihli rödövans sözleşmesi ile müvekkiline devrolunduğunu, ruhsat müvekkilince devir alınmadan önce davaya konu maden sahasına komşu olan, IR 4122 ruhsat numaralı sahanın ruhsat sahibi olan davalı şirket tarafından davaya konu sahaya haksız müdahalede bulunulduğunu, Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2006/110-67 D. İş sayılı dosyası ile 3701 ton kömür sınır ihlali yapıldığı tespit edildikten sonra davalı hakkında elatmanın önlenmesi davası açıldığını, davanın kabulüne karar verildiğini, bu dosyada alınan bilirkişi raporunda, sınır ihlali yapılarak üretilen kömürün miktarının 3.071 ton olarak belirlendiğini, müvekkilinin maden sahasını hiç üretim yapılmamış olarak devraldığını, 3.701 ton kömür davalı tarafından alınmamış olsaydı müvekkili tarafından bu miktarda üretim yapılacağı ve gelirinin müvekkiline kalacağını belirterek davalı tarafından müvekkili kuruma ait sahadan haksız ve izinsiz şekilde alınan kömürün dava tarihi itibariyle değeri olan 219.654,35 TL'nin ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, davacının aktif husumet ehliyetinin olmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin kendi ruhsatlı sahası içinde madencilik faaliyetini yürüttüğünü, haksız müdahale olarak nitelendirilebilecek bir eylemde bulunmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur. 1- )Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2- )Dava haksız fiilden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Davacının, maden sahasını 10/10/2007 tarihli rödövans sözleşmesi ile devraldığı, Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2006/110 D.İş sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda, 248 m² alanda sınır ihlali yapılarak 3.071 ton kömür üretimi yapıldığının tespit edildiği, o tarihte ruhsat sahibi olan ... tarafından davalı aleyhine 04/12/2006 tarihinde el atmanın önlenmesi davası açıldığı, dava açıldıktan sonra, dava konusunun devredilmesi sebebiyle davanın, davacıya ihbarına karar verildiği ve davacının katılımı ile yargılamaya devam edildiği, Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2013/525 E sayılı dosyasında, 26/03/2014 tarihli karar ile 248.055 m² alana el atmanın önlenmesine karar verildiği, kararın 14/05/2014 tarihinde kesinleştiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davalının 248.055 m² alana el atmasının önlenmesine dair verilen kararın kesinleştiği, davacının maddi zararının bu alandan çıkarılan kömür olduğunu, el atılan alandan çıkarılan kömürün 3.702,22 ton olacağı, çıkarılan kömürün tamamının satışa sunulması mümkün olamayacağından, çıkarma, stoklama, eleme vs. gibi zaiyatların düşülmesi gerektiği, kömürün satışa sunulma anına kadar takdiren % 10 zayiat olabileceği, kömür miktarından takdiri zayiatlar düşüldükten sonra kömürün çıkarılması için yapılacak işçi giderleri, makine ve taşıma giderleri vs. için yapılacak masrafların da düşülmesi gerektiği, kömürün çıkarılması için yapılması gerekli masrafların değerinin takdiren % 10 oranında olabileceği, zararın hesabında davacının işletme ruhsatı aldığı 2009 yılı kömür fiyatlarının esas alınması gerektiği belirtilerek davacının zararı 106.757,28 TL hesaplanmıştır.Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında kural olarak gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Zarar gören ancak haksız fiil sebebiyle uğradığı gerçek zararını haksız fiil sorumlularından isteyebilir. Haksız fiillerde haksız fiil failinin sorumlu tutulacağı bedelin belirlenmesinde, haksız fiil sebebiyle davacı tarafın elde ettiği ve elde etmeyi ihmal ettiği yada yapmaktan kurtulduğu giderlerin zarardan düşülerek denkleştirme yapılması ve belirlenecek gerçek zarara hükmedilmesi gerekir. Aynı zamanda haksız fiil sebebiyle tazminat istemleri olay tarihine göre değerlendirilmelidir. Somut olaya gelince; davacı taraf, kendisinin ruhsat sahibi olduğu alanda davalı tarafından haksız olarak çıkartılan kömür sebebiyle zarara uğradığını öne sürmüştür. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davalı tarafından çıkartılan kömür miktarı ve kömürün davacının işletme ruhsatı aldığı tarihteki piyasa satış fiyatı esas alınarak hesaplama yapılmış, kömürün çıkarılması için yapılması gereken giderler belirlenip, kömürün satışından elde edilen ve zararı oluşturan bedelden düşülmemiş, denkleştirme yapılmamıştır. Denetime elverişle olmayacak şekilde, soyut olarak belirlenen zaiyat ve masraflar satış fiyatından mahsup edilmiştir. Bu yönüyle bilirkişi raporu hüküm vermeye elverişli değildir. Bu sebeple Mahkemece, haksız fiil tarihi itibariyle zararın hesaplanması, gerçek zarar ilkesine uygun şekilde tazminat miktarının belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Öte yandan, davaya konu asıl alacağın kaynağı haksız eyleme dayalı maddi tazminat istemine dair olup taraflar ticari bir ilişki içinde bulunmamaktadır. Haksız eyleme dayanan davalarda yürütülecek faiz yasal faizdir. Mahkemece, bu husus göz ardı edilerek ticari faize hükmedilmesi de doğru görülmemiştir.Hüküm bu sebeple bozulmalıdır. SONUÇ : Yukarıda 2 numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalının temyiz itirazlarının kabulüyle 6100 Sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının vekalet ücretine dair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Yargıtay duruşması için kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına takdir olunan 1.350 -TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, istenmesi halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, 07.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. menu