EGE ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ İÇ HASTALIKLARI HEMŞİRELİĞİ YÜKSEK LİSANS DERECELİ DOKTORA PROGRAMI 2025-2026 BAHAR DÖNEMİ İLERİ İÇ HASTALIKLARI HEMŞİRELİĞİ III: ACİL DURUM VE YOĞUN BAKIM YÖNETİMİ DERSİ Acil ve Yoğun Bakımda Hasta İzlemi ve Uygulamalar Mekanik ventilatördeki hasta bakımı, Yatağa bağımlı hasta bakımı, Bilinçsiz hasta bakımı, İlaç uygulamaları Hazırlayan: Gülen KAVAK Dersin Öğretim Üyeleri: Prof. Dr. Asiye AKYOL Prof. Dr. Serap ÖZER Doç. Dr. Emine KARAMAN 1 HEMŞİRELİK YOĞUN BAKIM HEMŞİRELİĞİ MEKANİK VENTİLATÖRDEKİ HASTA BAKIMI Mekanik Ventilatör (MV) Hastanın Hemşirelik Bakımı Yoğun bakım hemşireleri, hastanın yanında sürekli bulunmaları nedeniyle ventilasyon tedavisinin etkinliğinde önemli rolü üstlenen ekip üyesidir. İnvaziv mekanik ventilasyon uygulanan hastalarda hemşirelerin üstleneceği sorumluluklar; Güveliğe ilişkin girişimler Enfeksiyon riskini önleyici girişimler Oksijen-ventilasyona ilişkin girişimler, Hasta konforuna ilişkin girişimler Güvenliğe İlişkin Girişimler Hemşireler; Ventilatör devreleri, Oksijen bağlantıları, SpO2, solunum ve kardiyak monitörlerin alarmlarını, Ventilatör modlarını, Endotrekeal tüp ya da trekeostomi kanülün uygulama tarihini yerini ve güvenliğini takip etmelidir. Güvenliğe İlişkin Girişimler Oral ve nazal entübasyon uygulanan hastalarda entübasyon tüpünün yerinin erkek hastalarda (36-42 Fr nolu tüp için) dudak hizasında 22-23 cm Kadında (32-34 Fr nolu tüp için) 20-21 cm olmalıdır. Güvenliğe İlişkin Girişimler Bu mesafe düzenli kontrol edilmelidir. Tüpün ucunun trakea sağ ve sol ana bronş ayırımı üzerinde olduğunun göstergesidir. Nazal entübasyonda ise uzaklık 28-30 cm kadardır. Güvenliğe İlişkin Girişimler Entübasyon tüpünün trakeadaki yerleşimi, bu uzaklıklar dikkate alınarak kontrol edildikten sonra balon şişirilmelidir. Balonun yetersiz hacimde şişirilmesinin, ventilasyon ve oksijenasyonda sorunlara yol açabileceği, aşırı şişirilmesi durumunda da trakea mukozasında bası yaparak iskemi, nekroz ve kıkırdak hasarına neden olabileceği unutulmamalıdır. Güvenliğe İlişkin Girişimler Trakea duvarında kapillerin perfüzyon basıncı 25 mmhg’dir. Bu nedenle balon basıncının 20-30 cmH2O olarak sürdürülmesi, her aspirasyondan sonra ve dört saatte bir basınç izleminin basınç manometresi kullanılarak yapılması gerekir. Güvenliğe İlişkin Girişimler Entübasyon uygulandıktan sonra tüpün özel flaster, özel tespit meteryalleri ile güvenli sabitlenmelidir. Ağız ve dudakta tüp basısı nedeniyle oluşabilecek nekrozu engellemek için tüpün sabitlendiği taraf 24 saatte bir değiştirilmelidir. Hastanın hastane içi veya dışı taşınması durumunda gerekli güvenlik önlemleri alınmalıdır. Gereksiz entübasyondan kaçınılmalı, istemsiz entübasyonlar engellenmelidir. Mekanik ventilasyon uygulanacaksa; Steril devre kullanılmalı, Bakteri filtresi ve nem tutucular kullanılmalı, Ventilatör devreleri kirlendikçe değiştirilmelidir. Mekanik Ventilasyon Devresi 12 Enfeksiyon Riskini Önleyici Girişimler Ventilatör devreleri tek kullanımlık olmalı, tekrar kullanılacaksa en fazla 3 kez etilen oksit gaz sterilizasyonu ile steril edildikten sonra kullanılmalıdır. Bakteri Filtresi Solunum hortumları içerisinde biriken damlacıklar veya sekresyonların hastaya ve cihaza ulaşmasını bakteriyal filtreler engeller. Y konektör ile hasta arasına ve/veya distal uçta cihaz ile solunum devresi arasına yerleştirilmesi önerilmektedir. Enfeksiyon Riskini Önleyici Girişimler Isı ve nem değiştiricileri 72 saatten sonra değiştirilmelidir. Nemlendiricilerin su seviyesi kontrol edilmeli, steril su kullanılmalı, temiz olması sağlanmalıdır. Hasta steril teknikle aspire edilmeli, aspirasyon sonrası alınan sekresyonun rengi, kokusu ve miktarı değerlendirilmelidir. Solunum yolu enfeksiyonlarını azaltmak için 4-6 saatte bir ağız bakımı verilmelidir. Ağız bakımı yaparken tüpü sabitleyen flasterlerin çıkarılması, tüpün ağzın her iki tarafından hareket ettirilmesi, ağız boşluğunun tamamının iyice temizlenmesi sağlanmalıdır. YBÜ’de ventilatöre bağlı hastaların göz kapakların açık olup olmadığı, spontan göz hareketlerinin olup olmadığı hastanın sedasyonu ve göz kapanma refleksinin etkilenme düzeyi gözlenmelidir. Hastanın göz açması varsa, gözler içten dışa doğru silinmelidir. Hastanın spontan göz açması yoksa hastane protokülüne göre belirlenmiş serum fizyolojik, izotonik, göz bakım pomatları, damlalar gibi temizleyiciler ile göz irrigasyonu yapılmalıdır. Hastanın gözleri açık ve kapanmıyorsa göz kapakların kapanmasını sağlamak için yapışkan bantlar, göz pedlerinden yaralanılmalıdır. Bası yarası oluşmaması için gerekli önlemler alınmalıdır. Trekeostomi kanülü varsa bakımı sağlanmalıdır. Trekeostomi kanülü bakımı Yara çevresi günde iki defa antiseptik solüsyonla silinip steril bir gazla kanül çevrelenerek yara kapatılmalıdır. Kızarıklık, akıntı ve ciltte hassasiyet gibi enfeksiyon belirti ve bulgularının olup olmadığı gözlenmelidir. Mekanik ventilatöre bağlı hastalarda kanülün balonu şişmiş durumda olmalıdır. Bu durum uzayacak olursa balonun trakeada nekroza sebep olmaması için belli aralıklarla indirilmesi ve trakea mukozasının dinlendirilmesi gereklidir. MV uygulamalarında hastalarda Barotravma Volütravma: Hiperkapni(Hipekarbi) gibi akciğerde hasara yol açan durumlar ortaya çıkabilir. Barotravma: Havayolu basıncının aşırı yükselmesine bağlı alveollerin gerilmesi, yırtılma ve akciğer dokusunda hasar oluşmasıdır. Volütravma: yüksek volümlü ventilasyona bağlı gelişen akciğer hasarıdır. Alveollerdeki aşırı sistematik inflamasyonu başlatır. Alveollerin geçirgenliğini artırır ve ARDS’ye yol açar. Hiperkapni(Hipekarbi): yükselmesidir. Akciğerlerin CO2’i atamamsına bağlı kandaki CO2 miktarının Bu sebeple MV uygulamalarında hemşirelerin cihazla ilgili yeterli bilgiye sahip olması gerekmektedir. Hemşire ventilatörlerin üzerindeki göstergeleri Tidal volüm, Solunum sayısı, FiO2, PEEP, Mod ayarlarını bilmeli, volüm, basınç alarmlarına dikkat edilmeli nedenleri araştırılmalıdır. MV yüksek basınç alarmı verdiğinde hemşirenin Sekresyon (Havayolunda veya tüpte tıkanıklık) Endotrekeal tüp pozisyonunda değişme, Ventilatöre uyumda azalma, Bilinç durumu gibi bulguları değerlendirmesi gerekir. Gerekiyorsa hekim istemine göre sedasyon veya havayolunda tıkanıklık varsa aspirasyon yapmalıdır. MV düşük basınç alarmı veriyorsa hemşire Devrelerin bağlantılarını kontrol etmeli, herhangi bir kaçak olmadığından emin olmalıdır. Kaf basıncını kontrol etmelidir. Endotrekeal tüpün poziyonunu değerlendirmelidir. Alarm limitlerinin doğru belirlenip belirlenmediğini kontrol etmelidir. Hemşire MV uygulanan hastanın ventilatör uyumu gözlemlemlerken; Hasta rahat mı, ajite mi görünüyor ? Yardımcı solunum kaslarını kullanıyor mu ? Bu tür bulguları değerlendirmelidir. Hastanın yardımcı solunum kaslarını kullanması ve karın duvarında paradoksal solunum hareketlerinin olması -Solunum zorluğu yaşadığı --Solunum iş yükünün arttığını -Mekanik ventilasyonun etkin olmadığının belirtisidir. Bu durumda hemşire, hasta-ventilatör uyumunu sağlayacak uygun bir mod seçilmesi ve bu da olmuyorsa hastanın sedatize edilmesi gibi girişimlerin yapılması yönünde hekimle görüşmelidir. Hemşire aşırı sedasyon kullanımının mekanik ventilasyonda kalış süresini uzattığını bilmeli bu sebeple hastanın aralıklı sedayon alması konusunda da hekime destek olmalıdır. Hemşire hastanın oksijen-ventilasyona ilişkin değişikliklerini erken saptamak için hastanın Yaşam bulgularını Arteriyal kan gazını Satürasyonunu End-tidal karbondioksit düzeylerini izlemelidir. End-tidal CO2 (ETCO2): Solunan havadaki karbondioksit konsantrasyonunun ekspiryum sonunda en yoğun olduğu anda ölçülmesidir. Konsantrasyon değerinin normal aralığı %4 ile %6'dır. Normal ETCO2 38±4 mm Hg düzeyindedir. Kapnometre ekspiryum sonu CO2 ölçümü ve rakamsal değerini gösterir. Oksijen-Ventilasyona İlişkin Girişimler Kapnografi, ekspiryum sonu CO2 değeri ve CO2 dalga şeklini birlikte gösterir. Kapnografi Cihazının Kullanım Alanları Entübe olmayan hastalarda solunum problemlerin erken tanılanmasında etkilidir. Entübe hastalarda ise;entübasyon tüpünün yerinin doğrulanması ve entübasyon tüpünün tıkanması, yerinden çıkması gibi durumları anlayabilmemiz için kullanılır. CPR kalitesininin ölçülmesi, eğer resütasyon esnasında 10mmHg dan düşükse kalp masajı ve oksijenasyon tekrar gözden geçirilir ve düzelme olmaz 10mmHg dan yukarı çıkmaz ise bu tabloda seyreden hastaların artık geri dönmediği görülmüştür ve artık CPR sonlandırılır. End-Tidal CO2 Ölçümü Eğer hastanın bilinci açık portatif kapnograf kalibre edilir. Kapnograf veya kapnometrenin uç kısmı hastanın ağzına yerleştirilerek hortumları kulak arkasından geçirilir, gözlenen değer kaydedilir. End-Tidal CO2 Ölçümü Eğer hastanın bilinci kapalı ise (entübe), Mainstream ölçüm (Ana akım) yönteminde sensör hastanın havayoluna yerleştirilir ve ölçüm solunum havasında doğrudan yapılır Bu aygıtların ölçüm başlığı endotrakeal tübün hemen yakınına yerleştirilir. Başlık, adaptörün içinden geçen CO2 miktarını ölçer. End-Tidal CO2 Ölçümü Sidestream (Yan akım, aspirasyon) kapnograf Solunum devresi içindeki gazı sürekli olarak aspire ederek monitör içindeki örnekleme haznesinde analiz eden bir aygıttır. Hastanın durumuna göre aspirasyon, postural drenaj gibi sekresyonlarını atmasına yardımcı olan uygulamalar yapılmalıdır. Endotrakeal aspirasyon uygulaması Negatif basınç kullanılarak katater aracılığıyla endotrekeal tüp içerisine girilerek hava yolu sekresyonlarının çıkarılması ve temizlenmesi işlemidir. Endotrakeal aspirasyon uygulaması Günümüzde bu aspirasyon teknikleri açık ve kapalı yöntem kullanılarak gerçekleştirilir. Açık yöntem: Steril eldiven ve aspirasyon kateterinin bir defa kullanılarak yapıldığı aspirasyon işlemidir. Hasta ventilatörden ayrılır. Vakum sisteminin ucuna yerleştirilen tek kullanımlık steril kateter ile aspirasyon gerçekleştirilir. Aspirasyon sonrasında hasta tekrar ventilatöre bağlanır. Endotrakeal aspirasyon uygulaması Kapalı yöntem: 24 saat süreyle kullanılabilen, plastik kılıfla kaplı aspirasyon kateterinin kullanıldığı uygulamadır. 38 Endotrakeal aspirasyon uygulaması Aspirasyon sırasında steril teknik kullanılmalıdır. Ventilatördeki O2 oran (FiO2) 1.0 olacak şekilde hastaya 1-2 dk %100 O2 verilmeli ya da ambu ile 4-5 kez solutulmalıdır. Aspirasyon öncesi ventilatör alarmları kapatılmalıdır. Kateter trakeal tüpün içinden yavaşça ilerletilmeli, bu sırada aspirasyon uygulanmamalı, kateter karinaya yaklaştığında ilerletilmemeli ve 1 cm kadar geri çekilmeli, daha sonra kateter döndürülerek çıkartılırken aspire edilmelidir. Endotrakeal aspirasyon uygulaması Aspirasyon 120-150 mmHg negatif basınçla yapılır. Sonda çapı tüp çapı ile orantılı olmalı, etrafından hava geçişine izin verecek kalınlıkta olmalı Her aspirasyon işlemi 10-15 sn.den fazla olmamalı, aspirasyon periyotları arasında hastanın 2030 sn. dinlenmesine izin verilmelidir. İşlem sırasında serum fizyolojik kullanılmasından kaçınılmalıdır. Endotrakeal aspirasyon uygulaması Aspirasyon öncesinde sekresyonları yumuşatmak ve kolay aspire edilmesini sağlamak amacıyla havayolu içine verilen serum fizyolojiğin etkinliğine ilişkin değişik araştırmalar yapılmış ; Serum fizyolojiğin sekresyonları yumuşatmanın yerine akciğerlere verilmesi ile oksijenasyonu azalttığı, arterial kan basıncı ile intrakranial basıncı yükselttliği ve nazokomiyal pnomoni riskini arttırdığı, bildirilmektedir. Endotrakeal aspirasyon uygulaması Bu durumu önlemek amacıyla aspirasyon sırasında öncelikle sekresyonları yumuşatmak için serum fizyolojik kullanmak yerine hastaların mekanik ventilasyon sistemine bağlandığı andan itibaren yeterli nemlendirmenin sağlanmasının sekresyonların azaltmada daha etkili olacağı saptanmıştır. Endotrakeal aspirasyon uygulaması Aspirasyon sırasında kalp atım hızının 20 atım/dk azalması ya da 40 atım/dk artması, kardiyak aritminin gözlenmesi durumunda işlem sonlandırılmalı ve hastaya O2 verilmelidir. İşlem sonrası 1-2 dk %100 O2 sağlanmalıdır. Ventilatör alarmları aktif duruma getirilmelidir. İşlem sonrası eller yıkanmalıdır. Aspirasyona bağlı sık görülen komplikasyonlar Hipoksemi Trakeal mukoz hasarı ve kanaması Spontan solunumun durması Aritmi, bradikardi Kafa içi basınç artışı Hipertansiyon ve hipotansiyon Kardiyak arrest!!!!!! Hastanın hidrasyon, beslenme durumu değerlendirilmeli, yapılmalıdır. aldığı çıkardığı sıvı izlemi Aspirasyon riski kalkar kalkmaz erken dönemde (mümükünse ilk 24 saat içinde) enteral beslenmeye geçilmelidir. Enteral beslenmede hastaya 30-45 derece pozisyon verilmelidir. Hastanın pozisyonu 2 saatte bir değiştirilmeli, vücut boşlukları desteklenerek, bir organ yükü diğerine aktarılmamalıdır. Gürültüsüz loş bir ortam sağlanarak, gece 24:000’dan sonra hemşirelik girişimlerinin sınırlandırılması, çevresel stresörler an aza indirgenmeli, uykusuzluk önlenmeli, hastanın rahatı ve istirahati sağlanmalıdır. Hastanın gevşemesini sağlamak için müzikterapisinden yararlanılabilir. Hasta ve ailesi ile iletişim sürdürülmelidir. Hasta ailesinin üniteye kısa ziyaretleri sağlanarak endişeleri giderilmelidir. Gastro intestinal rahatsızlık açısından hasta gözlenmeli ve durumu kayıt edilmelidir. Hastada ileri yaş, obezite, hareketsizlik. kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH), kalp yetersizliği, infeksiyonlar gibi birçok dahili hastalıklar derin ven trombozlarına yol açabilir. Bu sebeple derin ven trombozu yönünden hastada risk değerlendrimesi yapılmalıdır. Derin ven trombozu: Sıklıkla alt ekstremetelerde görülen derin venlerdeki trombozlardır. Derin ven trombozu için hekim istemine göre uygun proflaksi (düşük doz heparin, comadin, vb) sağlanmalı, proflaksinin etkileri kan testleri ile değerlendirilmelidir. Hastaya gerekiyorsa varis çorabı giydirilmelidir. YATAĞA BAĞIMLI HASTA BAKIMI Yatağa bağımlılık; bireyin kendi gereksinimlerini karşılayabilme ve topluma aktif katılımı için her gün bağımsızca başarabileceği ve üstlenebileceği günlük yaşam aktivitelerinin bir kısmının veya tamamının yapılamaması durumudur. 49 50 Yatağa Bağımlı Hastada Dikkat Edilecek Noktalar • Tüm bakım ve girişimler, ilgili hemşirelik girişimleri formuna kaydedilmelidir. • Bilinci kapalı hastalarda işitme duyusunun en son kaybedilen duyu olduğu göz ardı edilmemelidir. • Enfeksiyonlara yönelik komplikasyonların önlenmesinde hastane Enfeksiyon Kontrol Komitesinin belirlediği standartlara uyulmalıdır. 51 Yatağa Bağımlı Hasta Bakımı İşlem Basamakları • Eller el yıkama standardına uygun yıkanır ve eldiven giyilir. • Hastanın kimliği doğrulanır. • Hasta bilinci açıksa işlemler hakkında bilgilendirilir. • Yaşam bulguları, ölçüm standartlarına ve hekim istemine uygun sıklıkta kontrol edilir. • Bilinç durumu hasta değerlendirme standardına göre değerlendirilir. • Günlük sistem tanılaması yapıldıktan sonra hemşirelik bakım planına göre bakım gereksinimleri belirlenir. 52 Bakım Gereksinimlerine Göre Hemşirelik Uygulamaları: • Günlük özbakım: ağız, göz, kulak, saç, ayak, perine bakımı, yatak içinde tam vücut banyosu • Beslenme ve solunum bakımı: enteral beslenme, trakeostomi ve endotrakeal tüp bakımı, stomalı hasta bakımı, derin solunum ve öksürme egzersizi, aspirasyon, postural drenaj • Damar yolu ve sıvı bakımı: periferik ve santral kateter bakımı, ödem izlemi ve bakımı • Mobilizasyon ve cilt bakımı: hastaya pozisyon verme, bacak-ayak egzersizleri, sırt masajı, basınç ülseri önleme ve bakımı Tüm uygulamalar ilgili bakım standartlarına uygun şekilde gerçekleştirilir. 53 Deri ve Kas-İskelet Sistemine Yönelik Komplikasyonların Önlenmesi Deri: Yatağa bağımlı hastalarda immobilizasyon ve yetersiz beslenme basınç ülseri riskini artırır. Önleme için basınç ülseri önleme ve bakım standartlarına uygun hemşirelik girişimleri uygulanmalıdır. Kas-İskelet Sistemi: Immobilizasyon, yanlış pozisyon, egzersiz eksikliği ve eklem hareketlerinin olmaması; kontraktür, deformite, osteoporoz, fraktür ve ayak düşmesi gibi komplikasyonlara yol açar. Önlem için düzenli pozisyon değişimi, aktif-pasif hareketler ve uygun destek sağlanmalıdır. 54 Kas-iskelet sistemine yönelik komplikasyonların önlenmesi için; a. Temel koruyucu pozisyonlar hastaya pozisyon verme standardına uygun olarak verilir. b. Fizyoterapi ekibi ile işbirliği yapılarak yatak egzersizlerinin düzenli uygulanması sağlanır. 55 Kardiyovasküler Sisteme Yönelik Komplikasyonların Önlenmesi Yatağa bağımlı hastalarda dik duruş eksikliği, yavaş venöz akım ve artan kalp yükü; ortostatik hipotansiyon ve trombüs riskini artırır. Önleme Yöntemleri: • Temel koruyucu pozisyonlar uygulanır; kontraendike değilse semi-Fowler veya Fowler pozisyonu verilir • Fizyoterapi ile işbirliği içinde düzenli yatak egzersizleri yaptırılır • Sıvı alımı sağlanarak kan viskozitesi dengelenir • Yatakta elastik bandaj veya çorap kullanılır • Hastanın mümkün olan en erken dönemde ayağa kaldırılması sağlanır 56 Solunum Sistemine Yönelik Komplikasyonların Önlenmesi Yatağa bağımlı hastalarda immobilizasyon, solunum kaslarında zayıflık, göğüs kafesi kısıtlılığı ve ventilasyon azalmasına yol açar. Bronş ve akciğerlerde mukus birikimi, silia fonksiyon kaybı hipostatik pnömoni riskini artırır. Önleme Yöntemleri: • Derin solunum, öksürme egzersizleri ve postural drenaj ile sekresyonları hareket ettirmek • Aspirasyon standartlarına uygun olarak sekresyonları temizlemek • Hipostatik pnömoni belirtilerini izlemek (ateş, öksürük, göğüs ağrısı, yeşil balgam, lökositoz, röntgen bulguları) • 2–4 saatte bir anterior, posterior ve lateral akciğer alanlarını oskültasyon ile değerlendirmek • Oda havasını nemlendirmek • Ağız bakımını standartlara uygun yapmak • Solunumu destekleyici pozisyonlar vermek • Gerekli durumlarda postural drenaj uygulamak 57 Gastrointestinal Sisteme Yönelik Komplikasyonların Önlenmesi Yatağa bağımlı hastalarda yavaşlayan metabolizma, azalan fiziksel aktivite, iştahsızlık ve beslenme değişiklikleri; konstipasyon, hipoproteinemi, malnütrisyon ve anoreksiya riskini artırır. Önleme Yöntemleri: • Günlük ve haftalık kilo takibi • Aldığı-çıkardığı sıvı takibi • Oral alımda çiğnemesi ve yutması kolay, küçük porsiyonlarla beslenme • Kontrendike değilse günde 1,5–2 L sıvı sağlanması • Malnütrisyon belirtilerinin izlenmesi • Sürgü kullanımına teşvik • Fizyoterapi ile aktif-pasif hareketlerin uygulanması • Nutrisyon destek ekibi ile yüksek protein, karbonhidrat ve sıvı içeren besinlerin verilmesi 58 Renal (Üriner) Sisteme Yönelik Komplikasyonların Önlenmesi Yatağa bağımlı hastalarda kateter kullanımı, supine pozisyon, hiperkalsemi ve immün sistem zayıflığı; idrar yapma güçlüğü, üriner staz, böbrek taşı ve enfeksiyon riskini artırır. Önleme Yöntemleri: • Fizyoterapi ile aktif-pasif hareketler yaptırmak • Mümkünse kateter yerine ördek veya sürgü kullanımını teşvik etmek • Sıvı alımını artırmak • İnvaziv üriner girişimlerde aseptik kurallara uymak 59 Nörolojik ve Emosyonel Komplikasyonların Önlenmesi Yatağa bağımlı hastalarda izolasyon, yalnızlık, bağımlılık psikolojisi ve ölüm korkusu gibi etkenler depresyon, anksiyete, uykusuzluk ve oryantasyon bozukluklarına yol açabilir. Önleme Yöntemleri: • Hastayla iletişim kurularak düşüncelerini paylaşmasına fırsat verilmesi • Yapılan tedavi ve uygulamalar hakkında bilgilendirme • Hasta ve ailesi ile olumlu ilişkiler kurulması, işbirliği sağlanması • Hastanın bakım ve karar süreçlerine mümkün olduğunca katılımının sağlanması • Gerekirse psikiyatri konsültasyonu istenmesi • Hastanın sosyal etkileşim imkânı olan bir odada tutulması • Yalnızlık ve yaşamdan uzak kalma hissinin azaltılması 60 İLAÇ VE SIVI UYGULAMALARI İlaç uygulamaları, tıbbi tedavinin vazgeçilmez bir parçası olup hemşirelerin en temel ve yaygın görevleri arasında yer alır. Hemşireler birinci basamaktan üçüncü basamağa kadar tüm sağlık kuruluşlarında ve evde bakım hizmetlerinde ağız yolu veya ağız dışı yollardan çeşitli ilaçları uygular. Hasta güvenliğini sağlamak için hemşirelerin temel eğitim sonrası ilaç uygulamaları konusundaki bilgi ve becerilerini güncel tutmaları gereklidir. Bu amaçla, Uluslararası Hemşireler Konseyi (ICN), Amerikan Hemşireler Birliği (ANA) ve İngiltere gibi ülkelerde hemşireler için ilaç uygulama rehberleri geliştirilmiştir. İlaç uygulamaları çok sistemli ve multidisipliner bir süreçtir. Bir hastaya ilaç vermeden önce dört aşama doğru şekilde uygulanmalıdır: İstem etme İstemin alınması İlacın hazırlanması İlacın uygulanması 61 Malpraktis ve Hemşirenin Sorumlulukları Hemşireler, hastanın ve ailesinin zarar görmesini önlemek ve yasal açıdan kendilerini korumak için malpraktis risklerini bilmeli ve önleyici önlemler almalıdır. Malpraktis: Tıpta hatalı uygulamalar olarak tanımlanır; kasıtlı veya ihmalkar davranışlar, bakım ve tedavinin yapılmaması, bilgi veya beceri eksikliği, hatalı tedavi uygulamaları veya hastaya zarar veren durumları kapsar. Malpraktise zemin hazırlayan faktörler: bilgisizlik, deneyimsizlik, iletişim eksikliği, fiziki yorgunluk, motivasyon düşüklüğü, tıbbi cihaz ve çevresel faktörler, eğitim eksiklikleri. Hemşire, bağımsız, yarı bağımlı ve bağımlı rollerini yerine getirerek, hemşirelik yasası ve ilgili yönetmeliklere uygun sorumluluklarını yerine getirir. İlaç ve sıvı tedavisinde ilaç seçimi ve dozu hekim tarafından belirlenir; tedavinin başlatılması, izlenmesi ve sürdürülmesinden hemşire sorumludur. 62 İlaç Uygulamalarında Hemşirenin Sorumlulukları Hemşire, ilaçların güvenli uygulanmasından sorumludur ve “8 doğru” ilkesini bilmelidir: Doğru ilaç Doğru hasta Doğru doz Doğru zaman Doğru veriliş yolu Doğru ilaç şekli Doğru kayıt Doğru yanıt Temel İlkeler: • Tedaviler mutlaka yazılı order ile yapılmalı; acil durumlarda sözlü order kabul edilebilir, ancak sonradan yazılmalıdır. • İlacı hazırlayan hemşire, uygulamayı da kendisi yapmalı ve kaydetmelidir; başkasının hazırladığı ilacı uygulamamalıdır. • Hemşire ilacın etkisi, etki süresi, yan etkileri ve toksisite hakkında bilgi sahibi olmalıdır. • Hastanın ilaç alerjileri bilinmelidir. • Tüm uygulamalarda el hijyeni sağlanmalı ve aseptik teknik uygulanmalıdır. • Bazı ilaçlar öncesi özel kontroller gerekir (örn. kalp ilaçları öncesi nabız, bazı ağrı kesiciler öncesi tansiyon). • Gereksiz ilaç uygulamasından kaçınılmalıdır; yalnızca order edilen ilaç verilmelidir. 63 İlaçların Uygulama Yerleri ve Bu Yerlere Özgü Farmasötik Şekiller 64 İlaçların Emilim Hızları 65 İntravenöz Sıvı Tedavisi Prensipleri İntravenöz sıvı tedavisi, günümüzde son derece yaygın olarak kullanılan bir tedavi yöntemi olup, büyük miktarlarda sıvı ve ilaçların ven içine verilmesi işlemidir. 66 İntravenöz Sıvı Tedavisinin Amaçları Sıvı volümünü ve elektrolit dengesini sağlamak İlaç uygulamak ve beslenme desteği vermek Acil durumlarda damar yolu sağlamak İ.V. Solüsyonlar: Etki ve dağılımı osmolarite ve konsantrasyona bağlıdır. İzotonik Sıvılar: Osmolaritesi hücre içi sıvıya eşittir; yalnızca ekstrasellüler volümü artırır. Örnek: %0,9 NaCl, %5 Dextroz, Laktatlı Ringer. Hipertonik Sıvılar: Osmolaritesi yüksek; ekstrasellüler volümü artırır, ödem ve parenteral beslenmede kullanılır. Kalp ve böbrek yetmezliği olanlarda dikkat. Örnek: %10–30 Dextroz, %5 Dextrozlu Ringer Laktat, %3 67 Hipotonik Sıvılar: Osmolaritesi intrasellüler sıvıdan düşük olan hipotonik sıvılar, ekstrasellüler alana verildiğinde osmolariteyi düşürür ve hücre içine geçer; hücreler fazla sıvıyı absorbe ederek şişer. Örnekler: %5 Dextroz + %0,45 NaCl, %5 Dextroz + 0,2 NaCl, %5 Dextroz + 0,9 NaCl. İ.V. sıvı tedavisinde kateter seçimi, hastanın yaşı, ven durumu ve sıvının miktar ve özelliğine göre yapılır. Doz Hesaplama: 1 cc = 1 ml = 10 dizyem = 100 ünite = 20 damla 1 gr = 1000 mg, 0,5 gr = 500 mg 1 mg = 1000 mcg 1 MU (Milyon Ünite) = 10 mcg 68 69 Sıvı Akışını Etkileyen Faktörler Tedavinin uygulandığı ekstremitenin pozisyonu, sıvı setinin pozisyonu, solüsyonun tedavi bölgesine yüksekliği, infiltrasyon, vene yerleştirilen kateterin numarası ve ucunun açıklığı sıvı akışını etkiler. Kayıt Tedavinin başladığı saat, verilen solüsyonun cinsi, miktarı, akış hızı, kullanılan kateterin numarası ve tedavi bölgesi kaydedilir. Solüsyonun içine ilaç eklenmişse ilacın cinsi ve miktarı hem solüsyonun üzerine hem de izlem formuna kaydedilir. 70 Sıvı Tedavisi Komplikasyonları Başlıca komplikasyonlar: Sıvı-elektrolit dengesizliği Dolaşım yüklenmesi ve akciğer ödemi Sinir zedelenmesi İnfiltrasyon Hava embolisi Hematom Enfeksiyon Bu komplikasyonlar, hastalarda yaşam kaybına yol açabileceği gibi, hastanede yatış süresini uzatır, gereksiz tedavi ve tanı yöntemlerinin uygulanmasına, hasta ve yakınlarının ekstra stres yaşamasına, iş gücü ve maddi kayıplara neden olur. Komplikasyonların önlenmesinde en önemli rol hemşireye aittir. Hemşire, uyguladığı ilacı ve etkilerini, yan etkilerini iyi bilmeli; dikkatli takip ve değerlendirmelerle birçok komplikasyon önlenebilir. 71 Oluşan Komplikasyonlar ve Hemşirelik Bakımları Elektrolit Dengesizliği: Hastanede tedavi gören hastalar, sıvı-elektrolit dengesizliği açısından risk altındadır. Çeşitli ilaç ve elektrolitlerin infüzyon sıvılarına eklenmesi, bu riski artırabilir. Hemşirenin Dikkat Etmesi Gereken Uygulamalar: Hastanın aldığı ve çıkardığı sıvı takibi Elektrolit değerlerinin düzenli izlenmesi Sıvının orderda belirtilen zaman ve miktarda verilmesi Sıvı-elektrolit dengesizliği belirti ve bulgularının takip edilmesi Hemşirelik Bakımı: Elektrolit infüzyonu durdurulur Damar yolu açık tutulur Gerekli izlem yapılır Doktor istemi doğrultusunda uygun tedavi başlatılır 72 Dolaşım Yüklenmesi ve Akciğer Ödemi: Dolaşım yüklenmesi, intravasküler sıvı hacminin artmasıdır ve genellikle sıvıların hızlı infüzyonu sonucu gelişir. Ciddi bir komplikasyon olup akciğer ödemine yol açabilir. Klinik bulgular arasında baş ağrısı, yüzde kızarıklık, taşikardi, dispne, siyanoz, huzursuzluk ve senkop yer alır. Önleme Amaçlı Hemşirelik Uygulamaları: Kalp, böbrek ve akciğer hastalıkları açısından risk değerlendirmesi yapılması Sıvıların hekim istemine uygun hız ve miktarda verilmesi Aldığı–çıkardığı takibi Günlük kilo izlemi Kontrendikasyon yoksa yarı oturur pozisyon sağlanması Gelişmesi Durumunda Hemşirelik Bakımı: Sıvı akışının azaltılması ve hekimin bilgilendirilmesi Klinik bulguların yakından izlenmesi Uygun tedavi ve izlem uygulamalarının sürdürülmesi 73 Hava Embolisi: Hava embolisi, ven içi sıvı tedavisi sırasında hava kabarcıklarının dolaşıma katılmasıyla oluşur. Başlıca klinik bulgular; hipotansiyon, taşikardi, siyanoz, göğüs ağrısı, santral venöz basınç artışı ve bilinç kaybıdır. Önlemeye Yönelik Hemşirelik Uygulamaları: İnfüzyon seti hazırlanırken sistem içindeki havanın tamamen çıkarılması Set, şişe, mediflex ve pansuman değişimleri sırasında sisteme hava girişinin engellenmesi Gelişmesi Durumunda Hemşirelik Bakımı: Hastaya baş aşağıda olacak şekilde sol yan (Trendelenburg/sol lateral) pozisyon verilmesi Hekim istemine uygun tedavinin uygulanması Pulmoner emboli bulguları açısından hastanın yakından izlenmesi 74 Sinir Zedelenmesi: Sinir zedelenmesi, kateteri sabitlemek veya ekstremite hareketini kısıtlamak amacıyla uygulanan flaster ve sıkı bandajlardan kaynaklanabilir. En belirgin bulgu parmak veya ellerde karıncalanmadır. Önlemeye Yönelik Hemşirelik Uygulamaları: Flaster ve bandajların dolaşımı engellemeyecek şekilde uygulanması Ekstremiteyi sabitlerken destekli bandaj kullanılması Gelişmesi Durumunda Hemşirelik Bakımı: Etkilenen ekstremiteye masaj uygulanması Eklem hareketlerini kapsayan egzersizlerin yaptırılması Hastanın avucunu saatte birkaç kez açıp kapatması Gerekirse fizyoterapi programına yönlendirilmesi 75 Hematom: Hematom, dokuda kan birikmesi sonucu oluşur ve genellikle kateterin uygun teknikle yerleştirilmemesi veya çıkarılırken ven üzerine yeterli basınç uygulanmamasından kaynaklanır. Başlıca bulgular; kateter giriş yeri ve çevresinde şişlik ve ağrı, ilerleyen dönemde ekimozdur. Önlemeye Yönelik Hemşirelik Uygulamaları: Kateterin vene uygun teknikle yerleştirilmesi Kateter çıkarıldıktan sonra giriş yerine 3–4 dakika basınç uygulanması (antikoagülan alanlarda süre uzatılabilir) Ekstremitenin kalp seviyesinin üstünde tutulması 76 İnfiltrasyon: İnfiltrasyon, ven içi solüsyonların subkutan dokuya sızması sonucu oluşur ve genellikle kateter veya iğne ucunun ven duvarını delmesiyle meydana gelir. Çalışmalar, çelik iğnelerde infiltrasyonun daha sık görüldüğünü göstermektedir. Çelik iğneye bağlı infiltrasyon çoğunlukla infüzyonun başlangıcında, plastik kateterlerde ise 24 saatten sonra ven duvarına penetrasyon ile ortaya çıkar. Eklem yakınındaki damar bölgelerinde risk artmaktadır. Başlıca Belirtiler: Lokal şişlik, yanma ve ağrı, kateter giriş yerinde soğukluk ve solukluk, infüzyon hızında azalma ve ciddi olgularda nekroz. 77 İnfiltrasyonun Önlenmesine Yönelik Hemşirelik Uygulamaları: • Eklem bölgesindeki venler zorunlu olmadıkça kullanılmamalıdır. • Kısa süreli tedavilerde çelik iğne, uzun süreli tedavilerde plastik kateter tercih edilmelidir. • İğne veya kateter uygun şekilde tespit edilmelidir. • Bölge saat başı komplikasyon açısından izlenmelidir. • Sıvı akış hızı saat başı kontrol edilmelidir. • Sıvı seti tedavi uygulanan ekstremitede, ven giriş seviyesinin altına indirilmemelidir. 78 İnfiltrasyon Geliştiğinde Hemşirelik Bakımı: • İnfüzyon durdurulur. • İğne/kateter damardan çıkarılır ve bölgeye steril gaz bezi ile birkaç dakika basınç uygulanır. • Venöz dönüşü hızlandırmak ve ödemi azaltmak için ekstremite yükseltilir. • Ilık (yaş veya kuru) kompres 20 dakikalık sürelerle uygulanarak ağrı azaltılır ve dolaşım desteklenir. • Gerekirse infüzyon diğer ekstremitedeki bir ven üzerinden devam ettirilir. • Etkilenen ekstremitenin motor fonksiyonu ve dolaşımı izlenir. • Hekim veya ven içi tedavi ekibi bilgilendirilir. 79 Enfeksiyon: Ven içi sıvı tedavisi literatürü, çoğunlukla enfeksiyon komplikasyonları ve önleme yöntemlerine odaklanmaktadır. Keenlyside’a göre enfeksiyon insidansı %0–100 arasında bildirilmektedir; bu geniş aralık, tanım farklılıkları, klinik ortam, mikrobiyolojik yöntemler ve araştırma tasarımı farklarından kaynaklanmaktadır. Kateter ilişkili enfeksiyon oranlarının belirlenmesindeki temel zorluk, standart kriterlerin olmamasıdır. Enfeksiyon gelişiminde birçok faktör rol oynar. Kateterin mekanik irritasyonu trombüs oluşumuna yol açabilir; oluşan trombüs hem tromboemboli riski taşır hem de mikroorganizmalar için çoğalma ortamı sağlar. Kateter–set bağlantısının sık açılması kontaminasyonu artırır. Ayrıca cilt florası, kateter çevresindeki mikroorganizmalar ile kateter ucundaki kolonizasyon arasında ilişki göstermektedir. 80 Enfeksiyon Komplikasyonları 1.Lokal Bölge Enfeksiyonu (Selülit): Selülit, bağ dokusunun inflamasyonu olup genellikle kateter giriş yerinde gelişen, derialtı dokuda ödemli ve yaygın iltihapla karakterizedir. Klinik olarak kateter bölgesinde inflamasyon bulgularının varlığı ile tanınır. 2.Ven İnflamasyonu (Flebit) ve Tromboflebit: Flebit, venin intima tabakasının inflamasyonudur; tromboflebit ise damar duvarına tutunmuş trombüsün eşlik ettiği ven iltihabıdır. Ven içi sıvı tedavisinde en sık yüzeyel tromboflebit görülür. Flebit genellikle semptomlara dayalı olarak tanımlanır. Başlıca bulgular; ağrı, hassasiyet, lokal ısı artışı, şişlik, ven boyunca kızarıklık ve palpabl venöz korddur. İlk belirtiler ağrı ve kızarıklık olup, ilerleyen süreçte şişlik ve ven boyunca sertlik gelişir. Kateter giriş yerinde ısı artışı enfeksiyon göstergesi olabilir. Şiddetli olgularda kızarıklık kateter ucunun 5 cm proksimaline kadar uzanabilir ve pürülan akıntı görülebilir. 81 3. Septisemi: Septisemi, ven içi sıvı tedavisinin yaşamı tehdit eden, en ciddi ve önlenebilir komplikasyonudur. Amerikan Hastalık Kontrol Merkezi’nin nozokomiyal enfeksiyon verilerine göre; üriner sistem, cerrahi yara ve pnömoni kaynaklı sekonder septisemi oranları son on yılda sabit kalırken, çoğunluğu damar içi araçlara bağlı gelişen primer nozokomiyal enfeksiyonlar iki kat artmıştır. Bu artışın özellikle ven içi tedavi uygulamalarının ve santral venöz kateter kullanımının yaygınlaşmasıyla ilişkili olduğu bildirilmektedir. Septisemi; kateter, flaster, uygunsuz antiseptik uygulamaları ve kontamine infüzyon sıvıları gibi damar içi tedaviye ait araç ve uygulamalardan kaynaklanabilmektedir. 82 Kateter İlişkili Enfeksiyonun Önlenmesi 1.Asepsi Uygulamaları: Kateter enfeksiyonlarının çoğu, ciltte kolonize mikroorganizmalardan kaynaklanır. Hastanede yatan hastaların cilt florası kısa sürede hastane mikroorganizmaları ile değişmekte; kateterizasyon işlemi bu mikroorganizmaların vene taşınmasına neden olabilmektedir. Bu nedenle kateter yerleştirme işlemi minör cerrahi girişim olarak değerlendirilmeli ve cerrahi asepsi ilkelerine uygun gerçekleştirilmelidir. Kateter öncesinde cilt, etkili bir antiseptik ile temizlenmelidir. El hijyeni esastır; antiseptik solüsyonlarla ya da su ve sabunla uygun el yıkama yeterli kabul edilmektedir. Lökopeni gibi yüksek riskli hastalarda steril eldiven kullanımı önerilmektedir. Steril olmayan ve kontaminasyon riski taşıyan flasterlerin kateter giriş alanına doğrudan temas etmemesi gerekmektedir. Ayrıca, eğitimli hemşire veya teknisyenlerden oluşan özel ven içi tedavi ekiplerinin kullanımının kateter ilişkili enfeksiyon oranlarını azalttığı bildirilmektedir. 83 2. Lokal Antimikrobiyal Merhemler: Kateter giriş yerine lokal antimikrobiyal ajan uygulanmasının mikrobiyal invazyonu önleyebileceği varsayılmakla birlikte, yapılan çalışmalar bu uygulamanın enfeksiyonu anlamlı düzeyde azaltmadığını göstermektedir. 3. Pansumanlar: Kateter ilişkili enfeksiyonlarda kateter çevresindeki cilt mikroflorası önemli rol oynar. Kateterin hareketiyle mikroorganizmalar kateter yüzeyine ve ardından kan dolaşımına taşınabilir. Bu nedenle kateter yerleştirildikten sonra giriş yeri steril pansuman materyali ile kapatılmalıdır. Pansumanın amacı; travmayı ve dış kontaminasyonu önlemek, ayrıca kateterin güvenli tespitini sağlamaktır. 84 4. Diğer Önlemler: • Gereksiz ven içi sıvı uygulamasından kaçınılmalıdır. • Kateter yerleştirme sırasında güçlük yaşanması halinde, damar travmatize edilmeden deneyimli personelden destek alınmalıdır. • Acil koşullarda aseptik ilkelere uyulmadan takılan kateterler en kısa sürede değiştirilmelidir. • Kateterler rutin olarak 72–96 saatte bir yenilenmelidir. • Kan, kan ürünleri ve lipid emülsiyonu setleri 24 saat içinde değiştirilmelidir. • Propofol içeren solüsyon setleri 6–12 saatte; aminoasit ve lipid içeren setler 24 saatte; yalnızca dekstroz ve sodyum klorür içeren setler ise 72 saatte bir değiştirilmelidir. 85 Kaynaklar 1.Koçaşlı, S. (2013). Yoğun Bakım Hastalarında Beslenme. Derleme. 2.Çekmen, N., & Dikmen, E. Yoğun Bakım Hastalarında Enteral ve Parenteral Nutrisyon. 3.Parenteral Nutrisyon. Erişim: file:///C:/Users/onkolojV/Desktop/B%C3%96L%C3%9CMLER%C4%B0N%20EL%20K%C4%B0TAPLARI/Parenteral%20N%C3%BCtrisy on.html 4.T.C. Sağlık Bakanlığı, Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu, İzmir İli Güney Bölgesi Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği. (2014). Hemşirelik Bakım Standartları Eğitim Modülü. 5.Çelik, S. Erişkin Yoğun Bakım Hastalarında Temel Sorunlar ve Hemşirelik Bakımı. İstanbul: Nobel Tıp Kitabevleri, 2014. 6.Durmaz Akyol A. Yoğun Bakım Hemşireliği İstanbul Tıp Kitabevi,İstanbul,2017. 7.Uysal H. İnvaziv mekanik ventilasyonlu hastanın bakımı. Türkiye klinikleri J Nurs Sci. 2011, 3(2): 89 99. Şahinoğlu H. Yoğun 8.Bakım Sorunları ve Tedavilleri Nobel Tıp Kitabevi,İstanbul,2011 86